Tony Gurr

Eğitim Liderliğinin Beş Köşe Taşları

In Educational Leadership on 13/03/2011 at 3:31 pm

Sizinle pek de fazla insanın bilmediği bir sır paylaşmak istiyorum.

İlk üniversite derecem Türk siyasi ve ekonomik gelişimi’ydi ve beni bugün sürdüğüm hayata yönlendiren Prof. Dodd’a teşekkür borçluyum.

Bu çalışmalar benim gri maddem (beyin)’de bir dizi olay ve bilgi biriktirmemi sağladı ve eminim ki, “Atatürk Devrimleri ya da Atatürk İnkılapları”yla ilgili bir “TV yarışmasında” pek çok yetişkin Türk vatandaşını alt edebilirim.

Ne var ki, ilkokul öğrencileri beni yenebilirler…

Eğitim liderliğiyle ilgili bir tartışmada, bu girizgahın işi ne?

Yakın bir tarihte yürüttüğüm bir idari geliştirme oturumunda, katılımcılardan onlara “liderlik” dediğimde akıllarına gelen ilk kelimeyi yazmalarını istedim.

%90’ından fazlasınin Atatürk yazdigini gordum.

Bu pek de şaşırtıcı değil. O örnek bir liderO, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından, vize süreleri aşmış bütün o “istenmeyen turistleri” ülkeden attı ve bütün ülkeyi baştan yaratan bir dizi reforma imzasını attı. İşte gerçek liderlik.

Ancak, ben eğitim idarecileriyle çalışıyordum ve onlara işimizin “eğitimcilere” ve “öğrencilere” yol göstermek olduğunu hatırlatmaya çalışıyordum. – işgal kuvvetlerine karşı örgütlü bir ulusal direniş hareketi başlatmak (gerçi – son zamanlarda yazın Marmaris ya da Bodrum’a gittiniz mi?) Lozan anlaşmasını yeniden kaleme almak ya da temsilci demokrasi ile parlamenter egemenliği yeniden kurmak değil.

Bu tür liderlik – generaller, karmaşa, kriz, acı çekme ve “kahraman”, takipçileri, zafer – birçok ülkede yaygındır.

Bu fikirler, savaş alanından iş yerlerinin toplantı odalarına da taşınmıştır (muhtemelen iş dünyasında fazla kadın “generaller” olmayışının bir nedeni de budur).

Bu durum, genellikle böyledir – biz öğretmenlerin iş dünyasında pek başarılı olamamasının nedeni de budur.

Sorun bu modelin “okul” ya da “sınıfa” iyi aktarılamamasıdır. Pek çokları bunu denemişti – ama bugün olduğumuz noktaya bir baksanıza.

Bir noktayı netleştirelim; eğitimde liderlik şu hususlara dair değildir:

  • Patron olmak
  • Sınırlarını korumak
  • İnsanları kontrol etmek

Eğitimde liderlik şu hususlarla ilgilidir:

  • İnsanlara değer vermek ve onlar için değerli bir kaynak olmak
  • İnsanlar için “orada olmak” ve olabileceğinin en iyisi olmak, özgün olmak
  • İnsanların iyi iş yapabilecekleri ve yaptıkları işte bir anlam bulabilecekleri bir ortam yaratmak

Atatürk bunu biliyordu – ve hayata geçirmişti!

Gerçekten de, eğitimde liderliğe yeni bir mercekten bakmalıyız. Audry’nin önerdiği tür bir mercekten:

Liderlik de, hayat gibi, bir önem atfetme işidir (Audry, 2001)

Bu tür liderliğin BEŞ köşe taşı vardır:

  • Hizmet
  • Özen
  • İlke
  • Etik
  • ve, …..(bunun için biraz beklemeniz gerekecek)

İsterseniz bunları teker teker ele alalım.

HİZMET – başka bir büyük adamın da söylemiş olduğu gibi:

En basit ve kısa ahlaki kural kendin için mümkün olduğunca az hizmet istemek . . . . ve başkalarına mümkün olduğunca çok hizmet etmektir (Tolstoy).

Greenleaf bunu daha ayrıntılı bir şekilde açıklar:

Eğer daha iyi bir toplum kurulacaksa, daha adil ve daha sevgi dolu, insanları için daha yaratıcı imkânlar sunan bir toplum, o halde yapılacak ilk şey hizmet kapasitesini yükseltmek ve hizmet veren kurumları yenilikçi güçlerle desteklemektir (The Servant as Leader – 1970).

ÖZEN Mayeroff (1971) özeni şöyle görüyordu:

“bir başkasının büyümesine ve kendini gerçekleştirmesine yardım etmek, bir süreç, bir ilişki kurma biçimidir ve şu hususların geliştirilmesini gerektirir

  • bir başkasıyla “birlikte olmak”
  • bir başkası “için olmak”
  • bir başkası için “orada olmak”

Bütün iyi öğretmenler bunun “farkındadır” – liderleri bunu anlamıyorsa, önümüzde büyük bir sorun var demektir.

Bana göre “özen” nosyonu “Pay It Forward” filminde çok iyi ifade edilir (evet “küçük dahi”yi, “yaşlı” Kevini ve “güzel” Helen’i severim). Eğer bir çocuk iki haftada 4,782,969 kişiye ulaşmayı başarabiliyor da okul liderleri bunu yapamıyorsa, o halde “yetişkinlerin dünyası”nda ciddi hatalar var demektir.

ETİK – eğitim “ahlaki amaç” ilgilidir. Bunun en iyi ifade eden Michael Fullan olmuştur:

Yüksek iradenin ahlaki amacı “tüm öğrencilerin öğrendiği, düşük ve yüksek performans arasındaki yarığın azaldığı ve insanların, ahlaka dayalı bir bilgi toplumda öğrendikleri şeylerle başarılı birer vatandaş ve işçi olabildikleri” bir sisteme erişmektir (The Moral Imperative of School Leadership, 2003).

Dahası, Albert Schweitzer de şöyle belirtmiştir, “Etiğin gelişiminde ilk adım diğer insanlarla dayanışma hissidir.”

Kontrol değil, ritüelleşmiş oyun, özellikle de suçu başkasının üstüne atma oyunu hiç değil.

Koestenbaum “gerçek liderlikle” ilgili şu sözleri söylerken, bütün bunları toparlamıştı:

… “gerçek liderlik” empati yani hizmettir. İnsanlara değer vermeye, onlara özen göstermeye, onları dinlemeye, acı çektiklerinde acı çekmeye ve başarılı olduklarında gurur duymaya duyulan sevgi ve tutkudur.

Şu değildir:

Dördüncü köşe taşı:

İLKELER – Geçici modalar ve hevesler gelip geçebilir, ama:

Hayatta değişmeyen üç şey vardır. . . değişim, seçenek ve ilkeler (Stephen Covey)

Covey 7 Alışkanlıktan bahseder:

  • 1: Proaktif Ol
  • 2: Sonunu Düşünerek İşe Başla
  • 3: Önceliklere Öncelik Ver
  • 4: Kazan/ Kazan Diye Düşün
  • 5: Önce Anlamaya Çalış, Sonra Anlaşılmaya
  • 6: Sinerji Yarat
  • 7: Baltayı Bile (“Sharpen the saw”)

Ve sonra bize 8. alışkanlığı söyler:

  • 8: Kendi Sesini Bulmak & Başkalarına da Kendi Seslerini Bulmaları için Esin Kaynağı Ol (BÜTÜNLÜĞE DOĞRU)

Bu tür ilkelerle yaşayıp da yanlış yola sapan fazla insanla karşılaşmadım.

 

Pekala Tony, bunlar DÖRT köşe taşıydı.

Peki ya beşincisi? Bir dakika – bir kareyi düşünecek olursak, beşinci bir köşetaşımız olabilir mi? Karenin dışına çıkarsak…..

ÖĞRENME – Okumakta olduğunuz blogun adını unuttunuz mu?

Bu madde için söyleyeceklerime dair çok fikrim vardı ama Senge daha iyisini söylemiş:

Öğrenme yoluyla kendimizi yeniden yaratırız. Öğrenme yoluyla daha önce hiç yapamadığımız bir şeyi yapabilir hale geliriz.

 

Prof. Dodd’a sonsuz teşekkürlerimi sunarım – bana 24 saatte bir insanın okuyabileceğinden daha fazlasını okumayı öğrettiği için (ve “Manchester” gramerimi düzelttiği için) ve Avrupa’nın diğer ucunda ruh ikimizi bulmama yardım ettiği için!



Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: